savasci1980
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Bitkiler
Şifalı bitkilerden bahsetmek istiyorum sizlere ama hastalıklara göremi kategorilendirsem yoksa bitkilere göremi karar vermedim henüz.Şu zamanda her şey insan vücuduna zarar verir oldu ne yesek mutlaka bir yeriyle oynanmış oluyorlar.arkasından hastane doktor derken bir bakmışsınız elinizde bir çanta dolusu ilaç.Hele birde rapor verdilerse 3 aylık veriyorlar ilaçları taşı taşıya bilirsen ömür boyu.Sonra ilaçları içtikçe bir yeri düzeltiyor vücudumuzun başka bir tarafı patlak veriyor.İlaçlar ya midenize dokunuyor ya böbreklerinize bunun bir çözümü yok gibi görünüyor.Ama bazı hastalıkları ilaç kullanmadan da atlata bileceğimizi biliyorum.Bunun için bitkileri ve faydalarını bilmek gerekiyor yada çok iyi araştırmak lazım.Ben bitki uzmanı değilim ama çok araştırma yaptım ve kullandım.Çoğu ufak tefek rahatsızlıklara kullanırım çoğu durumda ilaç kullanmama gerek kalmıyor bundan sonra ki blogum şifalı bitkilerle ilgili olacak.Daha sonraki blogum da görüşmek üzere.Sağlıklı kalın.
7 Eylül 2008 Pazar
BÜYÜKLÜK
Büyüklük odur ki, kimseye yüzsuyu dökmeyeceksin, kimseyi üstün görmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın; ülkü için gerçek ülkün ne ise onu görecek, o hedefe doğru yürüyeceksin. Herkes sana karşı çıkacaktır. Senin aleyhinde bulunacak, seni yolundan çevirmeye çalışacaklardır. İşte burada dayanıklı olman gerek. Önünde sayısız engeller yığınacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız bir hiç sayarak, kimseden yardım görmeyeceğine inanarak ve engelleri aşacaksın. Bütün bunlardan sonra sana ‘büyük’ derlerse, söyleyenlere güleceksin. M. Kemal ATATÜRK
24 Ekim 2007 Çarşamba
stephen king
STEPHEN KİNG
1 : ATEŞ YOLU
2 : AZRAİL KOŞUYOR
3 : BİR AŞK HİKAYESİ
4 : BUİCK 8
5 : BÜYÜCÜ VE CAM KÜRE(KARA KULE 4)
6 : CEP
7 : CHRİSTİNE
8 : COFFEY YEŞİL YOLDA
9 : COLORADO KİD
10: CALLA NIN KURTLARI (KARA KULE 5)
11: ÇAĞRI
12: ÇORAK TOPRAKLAR(KARA KULE 3)
13: ÇILGINLIĞIN ÖTESİ
14: DOLORES CLAİBORNE
15: EJDERHANIN GÖZLERİ
16: FALCI
17: GECE YOLCULARI
18: GECE YARISINI 2 GEÇE
19: GECE YARISINI 4 GEÇE
20: HAYATI EMEN KARANLIK
21: HAYVAN MEZARLIĞI GECENİN PENÇESİ
22: HAYALETİN GARİP HUYLARI
23: KARANLIK ÖYKÜLER
24: KEMİK TORBASI
25: KUJO
26: KARA EV
27: KARA KULE(KARA KULE 1)
28: KULE(KARA KULE 7)
29: MAHŞER
30: MAÇA KIZI
31: MEDYUM
32: O
33: OYUN
34: ÖLÜM HÜCRESİNDEKİ FARE
35: RED ROSE KONAĞI
36: RUHLAR DÜKKANI
37: RÜYALAR VE KARABASANLAR
38: RÜYA AVCISI
39: SADİST
40: SUSANNAH IN ŞARKISI (KARA KULE 6)
41: SİS
42: ŞEFFAF
43: TOM GORDON A AŞIK OLAN KIZ
44: TEPKİ
45: TILSIM
46: UYKUSUZLUK
47: ÜÇÜN ÇEKİLİŞİ:KARA KULE 2
48: ÜÇÜN ÇİZGİLERİ
49: YARATIK
50: YÜZYILIN FIRTINASI
51: YEŞİL YOL
52: 2004 YILININ EN İYİ FANTEZİ VE KORKU ÖYKÜLERİ
1 : ATEŞ YOLU
2 : AZRAİL KOŞUYOR
3 : BİR AŞK HİKAYESİ
4 : BUİCK 8
5 : BÜYÜCÜ VE CAM KÜRE(KARA KULE 4)
6 : CEP
7 : CHRİSTİNE
8 : COFFEY YEŞİL YOLDA
9 : COLORADO KİD
10: CALLA NIN KURTLARI (KARA KULE 5)
11: ÇAĞRI
12: ÇORAK TOPRAKLAR(KARA KULE 3)
13: ÇILGINLIĞIN ÖTESİ
14: DOLORES CLAİBORNE
15: EJDERHANIN GÖZLERİ
16: FALCI
17: GECE YOLCULARI
18: GECE YARISINI 2 GEÇE
19: GECE YARISINI 4 GEÇE
20: HAYATI EMEN KARANLIK
21: HAYVAN MEZARLIĞI GECENİN PENÇESİ
22: HAYALETİN GARİP HUYLARI
23: KARANLIK ÖYKÜLER
24: KEMİK TORBASI
25: KUJO
26: KARA EV
27: KARA KULE(KARA KULE 1)
28: KULE(KARA KULE 7)
29: MAHŞER
30: MAÇA KIZI
31: MEDYUM
32: O
33: OYUN
34: ÖLÜM HÜCRESİNDEKİ FARE
35: RED ROSE KONAĞI
36: RUHLAR DÜKKANI
37: RÜYALAR VE KARABASANLAR
38: RÜYA AVCISI
39: SADİST
40: SUSANNAH IN ŞARKISI (KARA KULE 6)
41: SİS
42: ŞEFFAF
43: TOM GORDON A AŞIK OLAN KIZ
44: TEPKİ
45: TILSIM
46: UYKUSUZLUK
47: ÜÇÜN ÇEKİLİŞİ:KARA KULE 2
48: ÜÇÜN ÇİZGİLERİ
49: YARATIK
50: YÜZYILIN FIRTINASI
51: YEŞİL YOL
52: 2004 YILININ EN İYİ FANTEZİ VE KORKU ÖYKÜLERİ
22 Ekim 2007 Pazartesi
ÇOCUKLUK
Babası İspanya'nın en ağır siyasi cezalarının verildiği bir hapishanede mahkumdu küçük kızın. Fırsat bulduğu her haftasonu babasını ziyaret için annesiyle birlikte hapishaneye giderdi. Yine bir ziyarete giderken babası için çizdiği resmi yanında götürdü ancak hapishane kurallarına göre özgürlüğü çağrıştıran her türlü şeyin mahkumlara verilmesi yasaktı. Bu sebeple kağıda çizdiği kuş resmini kabul etmemişler ve oracıkta yırtmışlardı...
Çok üzülmüştü küçük kız... Babasına söyledi bunu,o da "üzülme kızım,yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?" dedi. Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü.bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti.
Babası keyifle resme baktı ve sordu:"Hmmm!Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?
Küçük kız babasına eğilerek,sessizce:"Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri!....."
Çok üzülmüştü küçük kız... Babasına söyledi bunu,o da "üzülme kızım,yine çizersin; bu sefer çizdiklerine dikkat edersin olur mu?" dedi. Küçük kız diğer ziyaretinde babasına yeni bir resim çizip götürdü.bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerine siyah minik benekler çizmişti.
Babası keyifle resme baktı ve sordu:"Hmmm!Ne güzel bir ağaç bu! Üzerindeki benekler ne? Portakal mı?
Küçük kız babasına eğilerek,sessizce:"Hşşşşt! O benekler ağacın içinde saklanan kuşların gözleri!....."
AİLENİN BAŞI KİMDİR
Görmüş, geçirmiş, hatta ermiş bir dede ile konuşurken sormuşlar.
- Dede ailenin başı kadın mıdır, erkek mi?
- Erkek baştır.
- Peki kadın nedir?
- Kadın boyundur, başı nereye isterse oraya çevirir...
- Dede ailenin başı kadın mıdır, erkek mi?
- Erkek baştır.
- Peki kadın nedir?
- Kadın boyundur, başı nereye isterse oraya çevirir...
16 Ekim 2007 Salı
ADINA
Gece denize yanaştım
O, sulardan geliyordu
Duydum, ne iyi dedim...
Baktım,
O, bir gemide geçiyordu
Bağırdım;
Gel'siz, Gitme'siz.
Döndüm çakıllara sordum;
Siz kimdensiniz
Dediler durandan,
Bizi yakın edenden.
Denizi sorguya çektim...
Dedim;
Görüyor musun yaşadığımı
Yetinemedim.
Tuttum yakaladım kendimi
Getirdim gözlerinize serdim
Durdum, size soruyorum;
Yaşadığımı görüyor musunuz? !
Yaşadığımı görüyor musunuz? ?
ÖZDEMİR ASAF
O, sulardan geliyordu
Duydum, ne iyi dedim...
Baktım,
O, bir gemide geçiyordu
Bağırdım;
Gel'siz, Gitme'siz.
Döndüm çakıllara sordum;
Siz kimdensiniz
Dediler durandan,
Bizi yakın edenden.
Denizi sorguya çektim...
Dedim;
Görüyor musun yaşadığımı
Yetinemedim.
Tuttum yakaladım kendimi
Getirdim gözlerinize serdim
Durdum, size soruyorum;
Yaşadığımı görüyor musunuz? !
Yaşadığımı görüyor musunuz? ?
ÖZDEMİR ASAF
14 Ekim 2007 Pazar
GABRİEL GARCİA MARQUEZ VEDA MEKTUBU
Eğer tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım
Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim.
Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada altmış saniye boyunca ışığı düşünürdüm.
Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim.
Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim.
Başkaları konuşurken dinlerdim.
Çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.
Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı, nefretimi bunun üzerine kazır ve güneşin yüzünü göstermesini beklerdim.
Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca van gogh resimleri çizer, benetti şiirleri okur ve serenadlar söylerdim.
Tanrım, bir yudumluk yaşamım olsaydı. Gün geçmesinki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim.
Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım.
Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise, ölümün yaşlanmayla değil unutma ile geldiğini anlatırdım.
Ey insanlar sizlerden ne kadar çok şey öğrenmişim. İnsanların mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.
Yeni doğan küçük bir bebeğin babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim.
Artık ölebilirmiyim?
Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim.
Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada altmış saniye boyunca ışığı düşünürdüm.
Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim.
Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim.
Başkaları konuşurken dinlerdim.
Çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.
Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı, nefretimi bunun üzerine kazır ve güneşin yüzünü göstermesini beklerdim.
Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca van gogh resimleri çizer, benetti şiirleri okur ve serenadlar söylerdim.
Tanrım, bir yudumluk yaşamım olsaydı. Gün geçmesinki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim.
Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım.
Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanır. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise, ölümün yaşlanmayla değil unutma ile geldiğini anlatırdım.
Ey insanlar sizlerden ne kadar çok şey öğrenmişim. İnsanların mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.
Yeni doğan küçük bir bebeğin babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim.
Artık ölebilirmiyim?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)